Toygun ATİLLA
720 BİN TON YILLIK ÜRETİMDEN KAPANIŞA
Kağıt üzerinde 720 bin ton yıllık üretim kapasitesine sahip bir demir-çelik fabrikası düşünün…
Gerçekte ise işçileri aylardır maaş alamayan, üretimi ise olmayan…
Sonuç: “İyi yönetilemedi, değeri düştü” denilerek mahkeme kararı ile TMSF’ye devredilen bir dev şirket…
SİDEMİR’İN BATIŞININ PERDE ARKASI
Bu dosya, Sivas Demir Çelik’in neden battığı kadar batışın neden bu kadar geç fark edildiğini de sorguluyor.
Şimdi gelin hep birlikte Sivas Demir Çelik üzerinden bir Türkiye hikayesinin perde arkasını aralayalım.
1970’LERE UZANAN HİKAYE
SİDEMİR’in hikayesi 1970’lerin Türkiyesi’nde başladı. Devlet, “Divriği’de demir cevheri var ama katma değer yok, insanlar göç ediyor, bu denklemi nasıl tersine çeviririz” sorusuna “Fabrika kurarak” yanıtı ile çözüm buldu.
Sivas Demir Çelik’in temelleri 1976’da atıldı. Sadece bir üretim tesisi değil, göçü durduracak, bölgeye sanayi kimliği kazandıracak, Sivas’ı Anadolu’nun ağır sanayi haritasına yazacak bir kalkınma aracı olacaktı.
1989’da açıldı. SİDEMİR’in vardiyaları artık şehrin saatini de belirliyordu. Lojmanlar, servisler, sosyal tesisler kuruldu.
Bu fabrika, Sivas’ta sadece demir çelik değil artık hayat üretiyordu.
SIVI ÇELİĞİ KENDİ ÜRETEN ENTEGRE YAPI
1990’ların başında yapılan çelikhane yatırımı ise SİDEMİR’i sıradan bir fabrika olmaktan çıkardı. Tesis, sıvı çeliği kendi üreten entegre bir yapıya dönüştü.
Üretim güvenliği, bölgesel stratejik değeri ve istihdam sayısı artmıştı.
Ancak, bu olumlu gelişmelerin yanında fabrikadaki teknolojinin eskidiği gözden kaçmıştı.
Dünya çelik sektörü, verimlilik, enerji tasarrufu ve ölçek ekonomisine geçerken, SİDEMİR sadece durumu idare ediyordu.
Bu kısa vadede sorun yaratmayacak ancak uzun vadede özelleştirme sonrası kırılacak fay hattında belirleyici olacaktı.
SİDEMİR’İN YENİ SAHİBİ EROL EVCİL OLDU
Devlet, 1998’de SİDEMİR’i özelleştirdi. Fabrikanın yeni sahibi yaklaşık 10 milyon dolar bedelle Erol Evcil’di…
Bu satın alma hikayesi o gün nedense hiç sorgulanmadı. Çelik sektöründen gelmeyen, uzun vadeli üretim yatırımları ile bilinen bir isim olmayan Erol Evcil SİDEMİR’i neden almıştı ?
Bunun yanıtı fabrikanın üretim potansiyelinde değil varlık yapısındaydı.
SİDEMİR, geniş bir araziye, yüksek teminat değerine, finansal işlemlere konu edilebilecek varlıklara sahipti.
Fabrika üretimden bağımsız olarak finansal bir enstrüman haline getirilebilirdi.
DENETİMSİZLİK
Türkiye’de bence en büyük sorun “denetimsizlik”…
Bu sorun, SİDEMİR’in kaderini de belirledi. Özelleştirme ile SİDEMİR’i Erol Evcil’e satan devlet, denetimi bıraktı.
Yatırım, modernizasyon, istihdam taahhütleri zayıf kalırken, bunların hiç biri maalesef denetlenmedi.
Fabrika çalışıyordu ama derdi üretim değildi. Bunu ise kimse ya görmüyor ya da göremiyordu.
SİDEMİR İÇİN ÇANLAR ÇALMAYA BAŞLADI
2000’lerin ortalarına geldiğimizde SİDEMİR’i gazetelerin ekonomi sayfalarından çok adliye haberlerinde görmeye başladık. Mülkiyet tartışmaları, tedbir kararları hukuki süreçler artık fabrikanın üzerine çökmüştür.
Bankaların kredi vermekten imtina ettiği, tedarikçilerin temkinli davrandığı bir süreç başlamıştır artık..
SİDEMİR’de işler yolunda gitmez. Yatırım ve gelecek planı yoktur. Bu sanayide beyin ölümünün gerçekleşmesi anlamına gelir.
FATURA İŞÇİYE
Hukuki ve finansal tıklanmanın faturası ise her zamanki gibi işçiye kesilir. Maaşlar, mesailer, sosyal haklar ödenmez. İşçiler eylemlere başlar. Üretim durur…
O gün sadece SİDEMİR’in değil, Sivas’ın da yıkındırı. Binlerce hane gelirini kaybeder.
GEÇ KOYULAN TEŞHİS
2016-2022 arası ise ilginç bir süreç yaşanır. Fabrika fiilen kapalıdır ama resmen tasfiye edilmemiştir. “Yatırımcı gelecek” “Devlet devreye girecek” “Yeniden açılacak” söylentileri ile yıllar geçer.
2022’de yeniden maaş krizi patladığında SİDEMİR’de sadece üretim değil de zamanın da durduğu ortaya çıkar.
30 Kasım 2025’te mahkemeye gelen bilirkişi raporu ise 20 yıllık süreci tek kelimede özetler, “Şirket iyi yönetilemedi ve değeri düştü”
Bu teşhis yıllar sonra ortaya konulabilmiştir.
TMSF’YE DEVREDİLDİ
Sonrasını ise zaten önceki gün gazete haberlerinden okudunuz.
Bursa 17.Ağır Ceza Mahkemesi, mali krizler ve yönetim zafiyetleri nedeniyle gündemden düşmeyen SİDEMİR’in yönetiminin TMSFye devreldilmesine hükmetti.
Elbette ki, SİDEMİR’in hikayesi burada bitmeyecek.
TMSF burada üretimi yeniden başlatacak mı, yoksa yılların enkazını mı toplayacak ? Bu soruların yanıtı sadece SİDEMİR’i değil Türkiye’de benzer kaderi yaşayan sanayi tesislerini de ilgilendiriyor.
SİDEMİR’in öyküsü, bir Türkiye öyküsüdür.
İçinde bol miktarda “Yanlış motivasyon, denetimsizlik ve gecikmiş müdahale” barındırır.
Bir fabrika bir günde kapanmaz, yıllarca görmezden gelinerek kapanır.
patronlardunyasi.com