Hürmüz Boğazı için yeni plan: Türkiye devreye girerse milyarlarca dolar getirebilir

Bugün Hürmüz Boğazı’na baktığımızda sadece dünyanın en kritik su yolunu değil, binlerce yıllık bir mirasın ve petrol çağının sancılı finalini görüyoruz. Lübnan’dan yükselen dumanlar ve bölgedeki bitmek bilmeyen çatışmalar, bize tek bir gerçeği haykırıyor: Silahların gölgesinde kalıcı bir barış mümkün değildir. 7 Nisan’daki yerel ateşkesle Hürmüz sularında sağlanan o kırılgan sessizlik, her an bozulmaya mahkûm bir illüzyon gibidir. Gerçek barış; ancak adaletin, hukukun ve tüm tarafları içine alan bir ortak refahın inşasıyla mümkündür.

Ben bugün; bölgedeki bu kaotik tıkanıklığı kökten çözecek, bölgesel güç dengelerini bir “çatışma” yerine “kalkınma ortaklığına” dönüştürecek olan, bizzat tasarladığım “Küresel Ortaklık Sözleşmesi”ni (Global Partnership Agreement) tarihsel bir vizyon ve çözüm reçetesi olarak tüm dünyaya ilan ediyorum.

İTTİFAKIN SACAYAKLARI: ÜÇ BAŞKENT, TEK KADER

Hürmüz’ün kaderi, birbirini tamamlayan üç dev stratejinin ve üç farklı vizyonun birleşmesinde yatmaktadır:

FİNANSAL MATEMATİK: KÜÇÜK KESİNTİ, DEV YATIRIM KALDIRACI

Bu sözleşme, UNCLOS Madde 43 uyarınca bir “Ekolojik Hizmet Bedeli” üzerinden finanse edilecektir.

BÖLGESEL TEKNOLOJİ VE SANAYİ ORTAKLIĞI: ORTAK REFAH KORİDORU

Türkiye, İran ve Umman bu projeyi sadece bir inşaat faaliyeti değil, bir “Bölgesel Teknoloji Transferi” olarak kurgulayacaktır:

KÜRESEL REKABET ANALİZİ: NEDEN HÜRMÜZ KAZANACAK?

Hürmüz-Türkiye aksı, rakiplerinden üç noktada ayrılır:

TÜRKİYE’NİN MİLLÎ KAZANIMLARI: ENERJİ YÜZYILI’NIN KİLİDİ

Türkiye için bu sözleşme, bir “Millî Şahlanış” projesidir. Hürmüz’den akacak yeşil hidrojenin Avrupa’ya ulaşacağı yegâne güvenli güzergâh Anadolu topraklarıdır. Bu durum, Türkiye’yi enerjinin sadece transit geçiş yolu olmaktan çıkarıp, fiyatın belirlendiği ve yönetildiği küresel bir “Enerji Borsası”na dönüştürecektir. Ayrıca, 90 milyar dolarlık yatırım havuzundan finanse edilecek devasa tesislerde, Türk mühendislik ve müteahhitlik firmalarımız milyarlarca dolarlık iş hacmi ve gençlerimiz için istihdam yaratacaktır. Türkiye; petrol sonrası dünyanın enerji anahtarını elinde tutacaktır.

KARBON EKONOMİSİ: “MAVİ KARBON” VE EK GELİR MEKANİZMASI

Projenin en büyük ekonomik motorlarından biri de Karbon Kredisi ihracatı olacaktır:

YEŞİL İŞLER: İNSANI DÖNÜŞÜM VE SOSYAL ADALET

HUKUKİ DAYANAK: UNCLOS MADDE 43 VE PSSA ZORUNLULUĞU

Bu öneri bir hayal değil, UNCLOS Madde 43’ün emridir. Hamlemiz boğazın tamamını IMO nezdinde “Özellikle Hassas Deniz Alanı” (PSSA) ilan ettirmektir. Bu statü, kurulacak “Uluslararası Hürmüz Deniz Koruma Alanı”nı (MPA) yasal bir zırha kavuşturacak ve gemilerin bu “Ekolojik Hizmet Bedeli”ni ödemesini hukuken kaçınılmaz kılacaktır.

MAVİ-YEŞİL YENİDEN DOĞUŞ: EKOLOJİK MİRAS

Toplanan fonlar bölgeyi dünyanın en büyük “Ekolojik Restorasyon Havzası”na dönüştürecektir:

Sonuç: Hürmüz Boğazı artık dünyanın “boğazını sıkan” bir düğüm değil; Türkiye, İran ve Umman’ın liderliğinde enerjinin, hukukun ve doğanın birleştiği bir “Yeşil Kapı” olmalıdır. Umman’ın finansal gücü, İran’ın üretim potansiyeli ve Türkiye’nin stratejik terminal rolü, petrol çağının en onurlu finalini yazacaktır.

Borgahan Gümüşsoy

Odatv.com