Rekabet Hukukunda Yeni Dönem: AB-Birleşik Krallık Rekabet İş Birliği Anlaşması

Avrupa Komisyonu ile Birleşik Krallık, 25 Şubat 2026 tarihinde, rekabet ile ilgili konularda iş birliğini artırmayı öngören AB-Birleşik Krallık Rekabet İş Birliği Anlaşması’nı imzaladı. Söz konusu anlaşma, Avrupa Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Rekabetten Sorumlu Üyesi Teresa Ribera ile Birleşik Krallık İş ve Ticaret Bakanı Peter Kyle tarafından Brüksel’de resmîleştirildi. Brexit sonrasında yalnızca rekabet alanına odaklanan ilk spesifik anlaşma olma niteliği taşıyan bu belge, 2021 yılında yürürlüğe giren AB-Birleşik Krallık Ticaret ve İş Birliği Anlaşması’nı tamamlayıcı bir işlev görecek. Anlaşma ile birlikte Avrupa Komisyonu, AB üye ülkelerinin ulusal rekabet otoriteleri ve Birleşik Krallık Rekabet ve Piyasa Otoritesi arasında yeni, şeffaf ve öngörülebilir bir hukuki çerçeve oluşturulacak.

Anlaşmanın Kapsamı ve Getirdiği Yenilikler

Bahse konu anlaşma, taraflar arasında rekabet hukukunun daha etkili bir şekilde uygulanmasını, piyasa dinamizminin korunmasını ve tüketicilerin zarar görmesinin engellenmesini amaçlıyor. Bu doğrultuda, AB ve Birleşik Krallık, sınır ötesi antitröst ihlallerinde ve birleşme soruşturmalarında birbirlerini önceden bilgilendirecek ve gerektiğinde koordineli bir şekilde hareket edecek.

Öte yandan bilgi paylaşımı hususunda, AB’nin İsviçre ile 2014 yılında imzaladığı ve şirket rızası gerektirmeyen “ikinci nesil” anlaşmanın aksine, bu mutabakatta gizli bilgilerin paylaşılabilmesi için bilgiyi sağlayan şirketlerin önceden onay vermesi şartı korunuyor. AB’nin geçmişte ABD (1991), Kanada (1999), Japonya (2003) ve Güney Kore (2009) ile de benzer anlaşmalar imzaladığı biliniyor. Ancak yeni anlaşmayı bu örneklerden ayıran en stratejik özellik, metnin yalnızca Avrupa Komisyonunu değil, 27 üye ülkenin ulusal rekabet otoritelerini de doğrudan kapsıyor olması. Bu durum, AB genelinde ve Birleşik Krallık pazarında faaliyet gösteren şirketler için hukuki öngörülebilirliği artırırken, çifte soruşturmaların ve mükerrer düzenleyici tasarrufların da önüne geçilmesine olanak tanıyor.

Siyasi Vizyon ve Stratejik Yakınlaşma

Birleşik Krallık, 2000’li yılların başında Avrupa Rekabet Ağı’nın kurucu üyelerinden biri olarak AB ile 15 yılı aşkın süredir derin bir iş birliği yürütüyordu. İmza töreninde konuşan Avrupa Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Rekabetten Sorumlu Üyesi Teresa Ribera, ilişkilerin informel düzeyden çıkarılarak resmîleştiğine dikkat çekerken, özellikle türbülans ve belirsizlik dönemlerinde dostluk ve iş birliğinin halklara refah sunmada en güçlü araçlar olduğunu vurguladı. Benzer şekilde Birleşik Krallık İş ve Ticaret Bakanı Peter Kyle, ülkesinin artık “Brexit yıllarının Britanyası” olmadığını ve AB için “güvenilir bir Avrupalı ortak” olarak hareket etmeyi hedeflediklerini belirtti. Bakan Kyle ayrıca, ABD’nin uyguladığı tek taraflı gümrük tarifelerine ve Yüksek Mahkeme kararlarına atıfta bulunarak, %10’luk tarife tehditleri karşısında Birleşik Krallık’ın Avrupa ile ticari bağlarını güçlü tutmasının önemine değindi.

Sonuç ve Değerlendirme

Uluslararası sistemde giderek artan korumacılık eğilimleri, ABD’nin agresif tarife politikaları ve küresel tedarik zincirlerindeki sarsıntılar, AB ve Birleşik Krallık gibi iki büyük ekonomiyi birbirine her zamankinden daha fazla mecbur kılıyor. Nitekim, tırmanan küresel jeopolitik gerilimler ve potansiyel ticaret savaşları, geçmişte siyasi olarak ayrışan tarafları stratejik çıkarlar etrafında yeniden yakınlaştırıyor ve ortak tehditlere karşı kolektif refleksler geliştirmeye zorluyor. Her iki tarafın da parlamentolarında onaylanmasının ardından resmiyet kazanacak olan bu anlaşma, yalnızca teknik bir rekabet düzenlemesi olmanın ötesinde, Avrupa kıtasının değişen jeoekonomik dinamiklere karşı ortak bir direnç mekanizması inşa etme çabasının somut bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.

Ahmet Emre Usta, İKV Uzmanı